ANA SAYFA HABERLER DUYURULAR GALERİ İLETİŞİM
...::: ...::: PASAPORT İÇİN TIKLAYINIZ!.. :::... :::...      ...::: :::: UMRE İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR!.. :::...     
MENU

Reklam Alanı

------------------------------
İKRA KİTAP KIRTASİYE
Eski Misbak yerinde Üç kat o
larak Hizmetinizde!

.........................................

YENER

OPTİK & SAAT & LENS
Kozmetik ve Numaralı Lens
Yener&H.Ahmet HİNTOĞLU

 "Gözlükleriniz bilgisayarda hatasız yapılır."
 Mrkz Tel-Fax : 0326 712 2758
 Şube Tel         : 0326 681 8613
 Mrkz: Saat Meydanı No: 2  DÖRTYOL 
 
Şube: Şükrüpaşa Mh.
kurtuluş Cd. No: 44  ERZİN
ahmet_hintoglu@hotmail.com

---------------
KVK

YILDIZ İLETİŞİM

Saat Meydanında sizleri bekliyoruz.Her türlü Cep telefonu ve Aksesuarlarla  hizmetinizdeyiz.

---------------------------------------



Linkler
Dörtyol-Payas Hakkkında
Dini Bilgiler
İslam Ansiklopedisi
Kur'an-ı Kerim
Hac Sorgulama
ZEKÂT HESAPLA
Dini Kavramlar
SİYER
A.DOST ELLER




ZİYARETÇİ DEFTERİ

ONLINE SAYAÇ
Aktif Ziyaretçi 1
Bugün Tekil12
Ayrıntı

yasarhocam.com (ÇANAKKALEDE KADIN )
                            ÇANAKKALEDE KAHRAMAN KADINLAR!

                 (Zeynep ve Elif içeri girer! Selam verir!)

ZEYNEP: Selemun Aleyküm Feyza Teyze!

NİNE: Ve Aleykümselam ve Rahmetullah! Hoş geldiniz Kızlarım!

ZEYNEP: Hoşbulduk Feyza Teyze!

ELİF: (Elif ninesini gıdıklayarak!) Ninem naılmış bakim?!

NİNE: (Gülerek) Dur Deli gız!

ELİF: İyiymiş benim balım ninem! Biz seni dinlemeye geldik Ninem!

NİNE: Hayırdır! Hangi konuda!?

ELİF: Çanakkalede Kadın kahramanları bize anlatırmısın?!

NİNE:Anlatmam mı?! Elbette anlatırım! Onlar destan yazmış, sizde istiyorsunuz; bana da anlatmak düşer!

ZEYNEP: Bizde dinleme moduna geçelim!

NİNE: Balıkesir’de hiç evlenmemiş ve «Yedi Bekârlar» ismiyle anılmakta olan hanımlardan birisi berber Hayri Bey’in halası, bir gün vefât eder. Cenâzesinde birkaç akrabanın dışında kimse yoktur. (bilgi:yasarhocam.com) Kılınan cenâze namazından sonra mevtâyı takip eden topluluk kabristana gelir ve kendisi için açılan mezara büyük bir îtina ile yerleştirilir. Tam üzeri kapatılacakken, oradaki bir yakını şöyle bir hatırlatmada bulunur: «-Aman unutmayalım, vasiyeti vardı!»

ELİF: Neymiş vasiyeti?!

NİNE: Biraz sonra, bir kese dolusu diş ile birkaç torba saç getirilir ve mevtânın üzerine konulur. Sonra da defin işlemi tamamlanır.

ZEYNEP: Mezara ne koymuşlar?!

NİNE: Cenâze merâsiminde bulunanlardan birisi merakla sorar:

«-Bunlar da neyin nesi? Niçin mezara konuluyor?» Bu işin esrârına vâkıf olan bir kimse ise, onun bu merakını şu cevapla giderir:

«-Halamızın nişanlısı, nikâhtan hemen sonra daha düğün yapılmadan Çanakkale’ye gitmiş. Bir daha da dönmemiş. Gençliğinde çok güzeldi halamız. Çok isteyenler oldu. Lâkin o, nişanlısının hâtırasını kirletmemek için kimselerle evlenmedi. Mezara konulan diş ve saçlara gelince:

«-Yarın mahşer gününde, Huzûr-i İlâhî’de beyim ile karşılaşırsam; «Bu ağızdan, senin adından başka erkeğin adı çıkmadı.» diyebilmek için ağzından dökülen bütün dişlerini biriktirmiş.» Yine «-Huzûr-i İlâhîde ona; «Başıma, saçıma yaban eli değmedi.» diyebilmek için tarağına takılan bütün saçlarını toplamış. (bilgi:yasarhocam.com) Saçlarım şâhid olsun diye torbaya koymuş. Onların da kendisi ile beraber gömülmesini vasiyet etmişti. Bizler de bu vasiyetini yerine getirdik.»

ELİF: Çanakkale ruhu sadece cephede değilmiş demekki?!

NİNE: Yaniii! Geride kalanlar! İlerde olanlardan az fedakarlık etmedi! Hem cepheye gidenlerde var!

ELİF: Gerçekten cephede savaşan kadın var mıydı Ninem?!

NİNE: Var Yaaa! Evet, vardı..Tarih kitaplarımız yazmaz ama Çanakkale’de vatan savunması için erkeklerle omuz omuza savaşan onlarca kadın vardı!.Bir çok asker ve The Times dahil bir çok yabancı gazete de yazmıştı..Çanakkale’de kadınlar da savaşıyordu..Üstelik erkekler zorunlu asker, kadınlar gönüllüydü..Kimi cephe gerisinde, kimi bizzat cephede.. (bilgi:yasarhocam.com) Kimi keskin nişancı, kimi hastabakıcı..Anafartalar’da, Seddülbahir’de, Arıburnu’nda..Mermilerin, şarapnel parçalarının arasında savaştılar….Bazıları saçlarını kestirip, kılık değişti..Kadın olduklarını kimse anlamadı…Bunlardan biri Hatice Hanımdı..Ahmet diye biliyorlardı ismini..

ZEYNEP: Allah! Allah! Kimse anlamamış mı?!

NİNE: Yoo! Erke gibi savaşmış! Anafartalar’da 56. Fırkada görev almıştı..İyi silah kullanıyordu.. Korkusuzdu..Gögüs göğüse süngü savaşına bile girdi.. (bilgi:yasarhocam.com) Çanakkale’den sağ çıktı..Sonra Kurtuluş Savaşında cepheden cepheye koştu..Kütahya Cephesinde Çay ve Dumanlı Pınar Muharebelerinde de erkeklerle birlikte savaştı.İzmir’de Yunanlılara esir düştü..

ELİF: Yapma yaa! Başına da gelmeyen kalmamış!

NİNE: Aynen kızım! Kurtuluştan sonra 20 Mart 1926 tarihli Zafer-i Milli gazetesine: “İzmir’in Kemalpaşa Nif kazasının Ahmetli köyünden Hacı Halilzâdeler’denim. Babam merhum Mehmet Efendi’dir. Çanakkale Anafartalar’da 56. fırkada silahımla muharebelere iştirak ettim. Adım Ahmet idi. Benim kadın olduğumu kimse bilmiyordu. Şarapnel ve kurşunlarla dokuz yerimden yaralandım. Milli muharebelerimize de gönüllü iştirak ettim…” diye söylemiş!

ZEYNEP: Allah ondan ve onun gibilerden razı olsun!

NİNE: konuyla ilgili ilk belgesel bilgiler Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinden elde edilmiş, Anzak askerlerinin Çanakkale’de siperlerde yazdıkları günlük ve mektuplarda rastlanmaktadır. (bilgi:yasarhocam.com) The Age adlı Avusturalya gazetesinde, 8 Eylül 1915 tarihinde şu başlıkta bir haber yer almaktadır. Kadın bir keskin nişancı: ilk günkü çarpışmada vuruldu: J. C. Davies adlı bir asker annesine yazdığı mektupta şöyle demektedir. Vurulduğum 18 Mayıs günü, keskin nişancı bir Türk kızı vardı. Güzel, iri yapılı ve 19-21 yaşları arasında görünüyordu. Günün uzunca bir bölümünde sürekli olarak ateş etti. Gerçi birçok adamımızı vurdu ama gün bitiminden önce Avusturalyalı bir asker tarafından vurulunca, gene de üzüldüm. Ölüsünü ele geçirdiğimizde yanında bir Türk erkeğinin cesedini de bulduk. Kadının vücudunda tam 52 kurşun vardı... Bu savaş korkunç diyor.

ZEYNEP: Başka varmı Feyza Teyze?!

NİNE: Var! Vaar! Senin adında bir mücahide var! Bir diğeri Zeynep Mido idi..Kosava’nın Dragaş’a bağlı Gora köyünden Çanakkale’ye gönüllü gelmişti..Gözü kara savaşa bekâr olarak katılan bir kadındı..Verilen emri hemen yerine getirirdi..Kısa sürede çavuş olmuştu..Erkekler onu Mido Çavuş olarak tanımıştı..Adının Zeynep olduğunu bilmiyorlardı..Gelibolu’da şehit düştü..

ELİF: Selam olsun Mido Çavuşa!

NİNE: Bir başkası Nezahat Onbaşı‘ydı..Albay Hafız Halit Beyin kızıydı..8 yaşında annesini kaybedince yıllarca babasıyla cephede cepheye koştu..Rütbesini Gediz Cephesinde aldı..Babası Halit Bey’in kumandasındaki 70. Alay zor anlar yaşamaktaydı ve 600’e yakın asker cepheden kaçıyordu..Nezahat Onbaşı atıyla 600 kişilik alayın önüne kesip “Ben babamın yanında ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz ?” diyerek cephede kalmalarını ve savaşın kazanılmasını sağlamıştı.. Onbaşı rütbesiyle Çanakkale’de de görev aldı..

ZEYNEP: Mesele vatansa; erkeği-kadını olamaz bu necip millete!

NİNE: Daha onlarca isimsiz kadın Çanakkale Savaşı’na katkı verdi..Anadolu’da kadın dernekleri, cemiyetler de savaştaki askere destek vermek için seferberlik ilan etti..Hilal-i Ahmer Cemiyeti..İstiklal-i Milli…Cemiyet-i Hayriyet-i İslamiye..Teali Nisvan Cemiyeti....Ve daha onlarca Kadın örgütü cepheye para dahil her türlü ihtiyacı yağdırdı..Buralarda yüzlerce hayırsever Anadolu kadını geceli-gündüzlü gönüllü olarak çalıştı.. (bilgi:yasarhocam.com) Kadınlar karyola, terlik, kundura, sedye, kazgan, uçluk, teneke, lamba, dolap, iskemle, koltuk değnekleri, maşrapa, tükürük hokkaları ve telden sargı yatakları gibi ihtiyaç duyulan her şeyi ürettiler. Sadece ilk üç ayda cepheye 135 bin kat iç çamaşırı yolladılar.

ELİF: Rahmetli Cem Karaca’nın söylediği gibi..

“Kavganın haklı olanı erkek dişi bilmiyor..

Bütün halk birlik olmazsa kavga haklı olmuyor”

İnanmayan, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarına baksın..

NİNE: Aynen güzel kızım! Kocası cepheye gidince ruhunu teslim edinceye kadar, kocasını bekleyen Adeviyeyi anlatayım mı?1

ZEYNEP: Anlat ! Anlat! Feyza Teyzem!

NİNE: Oğlu Cevdet anlatıyor bize; “Rahmetli babam Hafız Ali, Çanakkale’de kaldığında anamın karnında yedi aylıkmışım. Onu hiç tanımadım. Bir fotoğrafı bile yoktu. O günler çok zor günlerdi. Seferberliğin sıkıntıları, Kuvayı Milliye zamanı, işgal yılları, yokluk, kıtlık, sıkıntı, çocukluğumuz hep ekmek peşinde sıkıntıyla geçti. Anam (Adeviye) benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta her bir yere gidişte yanıma gelir:

– Oğlum ben pazara gidiyorum. Baban gelirse, beni hemen çağır ha!..

– Ben komşulara gidiyorum. Baban gelirse, beni hemen çağır ha!..

– Ben mevlide gidiyorum. Baban gelirse, beni hemen çağır ha!..

Annem babamı bekledi durdu. Büyüdüm dükkân açtım. Annem gene her bir yere gidişte dükkâna gelir, gideceği yeri söyler; “Baban gelirse, beni hemen çağır ha!” diye eklerdi. Aradan yıllar geçti. Anacığım ihtiyarladı. Gene hep değneğini kakarak yanıma gelir; “Baban gelirse, beni hemen çağır ha!” diye tembihlerdi. Günü geldi ağırlaştı. Ölüm döşeğinde bizimle helalleşti:

“Bana iyi baktınız. Hakkınızı helal edin.” Bana döndü yavaşça:

“Baban gelirse, ona annem hep seni bekledi de” dedi. Birden irkilerek doğruldu ve kapıya doğru gülümseyerek;

“Hoş geldin… Hoş geldin!” diyerek ruhunu teslim etti.

ELİF: Ayyy! Çok kötü oldum! Muhteşem! Bir sadakat!

NİNE: Ozaman son olarak sadakat örneği ile bitirelim!

ZEYNEP: Seni de çok yorduk amma! Anlatırsan seviriz Feyza Teyze!

NİNE: Yine Torundan öğreniyoruz: Günlerden bir gün Halil Çavuş'un hanımı dükkana korku ve heyecanla gelerek...

" -Bey...Bey eve iki asker geldi.Seni sordular,hemen askerlik şubesine gidecekmişsin...Acele git hele yoksa Alim'e birşey mi oldu ?Yüreğime bir kar düştü.

-Tamam hanım hele sen sakin ol. Ben şimdi gider,öğrenir gelirim.Canım çekti sen akşama ocağa kurufasulye vurda yiyelim..."

Halil Çavuş alelacele dükkanı toparlar ve askerlik şubesine giderek kendisini tanıtır.Komutan ayağa kalkarak;

-"Sen nerede kaldın Halil Çavuş yürü... (bilgi:yasarhocam.com) Bütün Edremitliler Çanakkale'ye gidiyor.Koş yetiş ! " Halil Bey şaşkınlık içinde komutana

- "Aman bey eve varıp haber vereyim. Helalleşeyim komutan..."

-"Bu mümkün değil, kafileden kopma... Koş ! Eve biz haber veririz."Gerçekten de..." Kocanızı Çanakkale'ye yolladık." diye haber vermişler.

Aradan bir hayli zaman geçmiş ve Çanakkale Savaşları bitmiştir.Savaşa gidenler birer birer geri dönmekteler.Ve bu gelenlerin içinde Ali'de vardır. Fakat Halil Çavuş'tan bir daha hiçbir haber alınamaz."Ben varya o Ali'nin torunuyum! "

Nenem, hayatı boyunca her akşam kuru fasulye pişirdi ve hayatı boyunca o yemekten tek bir lokma koymadı ağzına. Hep bize yedirdi. (bilgi:yasarhocam.com) Nenem ölene dek her akşam o boş tabağı sofraya koydu ve kaldırdı...Koydu ve kaldırdı.

Birşey daha söyleyeyim hocam. Belki inanmazsınız. Bizim evde hala her akşam kuru fasulye pişiyor. Çocuklar bıktık diye mırın kırın ediyorlar. Ama hala pişiyor...

ELİF: Neden Kuru fasulyeyi millet olarak sevdiğimiz şimdi anladım!

ZEYNEP: Atalarımıza minnettarız! Allah hepsinden razı olsun! Bizlere de Onlar gibi olmayı nasib eylesin!

HERKES: Amiin! Amiiin!

                                                                                              Senaryo: Yaşar ERDOĞAN-2018

                                          SENARYOLARIM için Tıklayınız..

Yaşar Hoca
 
-------------------------------

  

NAMAZMATİK

VEFAAT EDENLER
 

ESMAÜL HÜSNA

Bugün Ayın görünümü

ANKET
Cemaat taassubunun sebebi nedir?
72
2
21
18
34