ANA SAYFA HABERLER DUYURULAR GALERİ İLETİŞİM
...::: ...::: PASAPORT İÇİN TIKLAYINIZ!.. :::... :::...      ...::: :::: UMRE İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR!.. :::...     
MENU

Reklam Alanı

------------------------------
İKRA KİTAP KIRTASİYE
Eski Misbak yerinde Üç kat o
larak Hizmetinizde!

.........................................

YENER

OPTİK & SAAT & LENS
Kozmetik ve Numaralı Lens
Yener&H.Ahmet HİNTOĞLU

 "Gözlükleriniz bilgisayarda hatasız yapılır."
 Mrkz Tel-Fax : 0326 712 2758
 Şube Tel         : 0326 681 8613
 Mrkz: Saat Meydanı No: 2  DÖRTYOL 
 
Şube: Şükrüpaşa Mh.
kurtuluş Cd. No: 44  ERZİN
ahmet_hintoglu@hotmail.com

---------------
KVK

YILDIZ İLETİŞİM

Saat Meydanında sizleri bekliyoruz.Her türlü Cep telefonu ve Aksesuarlarla  hizmetinizdeyiz.

---------------------------------------



Linkler
Dörtyol-Payas Hakkkında
Dini Bilgiler
İslam Ansiklopedisi
Kur'an-ı Kerim
Hac Sorgulama
ZEKÂT HESAPLA
Dini Kavramlar
SİYER
A.DOST ELLER




ZİYARETÇİ DEFTERİ

ONLINE SAYAÇ
Aktif Ziyaretçi 1
Bugün Tekil12
Ayrıntı

yasarhocam.com (MEDDAH FETTAH )
 KUTLU DOĞUM

 

MEDDAH : ……………  O RASULLUSSAKALAYN, ULUL AZM PEYGAMBER, OL HATEMUL ENBİYA NASIL BİR GECE DE DÜNYAYA GELDİ?

I.SES : NE GÜZEL BİR GECE!..BU GECE ALEM ÇOK HAFİF GELİYOR BANA..SİZE 

            DE ÖYLE GELİYOR MU ACABA?

II.SES: CİDDEN.. BANA DA ÖYLE GELDİ. BÜTÜN DÜNYA SESSİZ… SESSİZLİĞİN

             İÇİNDE SANKİ ALEM ZİKİR ÇEKİYOR.KISACASI MUHTEŞEM BİR GECE!..

 

                  OL REBİUL EVVEL AYI NİCESİ

                 ON İKİNCİ GİCE İSNEYN GİCESİ

 

                 OL GİCE KİM DOĞDU OL HAYRUL BEŞER

                 ANESİ ANDA NELER GÖRDÜ NELER

I.SES : EVET EVET.. HELE… HELE BAKSANA ŞURAYA… ŞU TARAFA, AHA..AHA

            BU TARAFA BAK.. (bilgi:yasarhocam.com) AMAN ALLAHIM! BÜTÜN ÂLEM NURA

            GARK OLDU…

 

            BU GECE OL GECEDİR KİM, OL ŞERİF

            NUR İLE ÂLEMLER EYLER LATİF

 

           BU GİCE DÜNYAYI OL CENNET KILAR

           BU GİCE EŞYAYA HAKK RAHMET KILAR

 

           BU GİCE ŞÂDÂN OLUR ERBAB-I DİL

           BU GİCEYE CAN VERİR ESHAB-I DİL.

 

II.SES:ALLAH ALLAH!. NUR ÜSTÜNE NUR!.KAİNAT BEMBEYAZ OLDU…BÜTÜN

            PERDELER İNCELDİ..NEREDEYSE HER ŞEY BELLİ OLACAK…

I.SES :SANKİ BÜTÜN MAHLUKAT YENİDEN DOĞUYOR GİBİ..

II.SES:AHH!.. NE GECE, NE GECE… BÜTÜN AY, YILDIZLAR VE GEZEGENLER

            ADETA ŞARKI SÖYLÜYORLAR.. (bilgi:yasarhocam.com)

I.SES:BUNLAR ALLAHIMIZIN AYETLERİDİR.. O’NUN NİMET VE ADALETİNİ

           ZİKRİDİYORLAR…

II.SES: BU GECE BİRİ GELDİ VALLAHİ!..KİM BU GELEN?!

 

              BU GELEN “İLM-İ LEDÜN” SULTANDIR

              BU GELEN TEVHİD Ü İRFAN KANIDIR

 

              BU GELEN AŞKINA DEVREYLER FELEK

              YÜZÜNE MÜŞTAKDÜRÜR İNS Ü MELEK

 

GRUP SESLER: İLAHIMIZ, SEN NE ADİLSİN, NE YÜCESİN..YÜCELİĞİN BÜTÜN

                            ÂLEMLERİ KAPLADI… SANA ŞÜKÜRLER OLSUN…

MEDDAH:   …………..         NELER BELİRDİ NELER!... (bilgi:yasarhocam.com)

İLAHİ: Nur Kundak İçinde

 

Seyreyleyüp yandım mahcemaline Allah Allah

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımm canısın sen ya Muhammed

Kokuları benzer cennet gülüne Allah Allah

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımın canısın sen ya Muhammed

 

Kevser dudakları bilmem ne söyler Allah Allah

Hulusi kalbiyle hakkı zikreyler

Daha tıfıl iken ümmetin diler Allah Allah

 

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımın canısın sen ya Muhammed

Bildim odur iki cihan serveri Allah Allah

 

Allah Habibi son peygamberi

O'dur yerin göğün şemsi kameri

Nur kundak içinde yatar Muhammed

Canımın canısın sen ya Muhammed 

MEDDAH:

SEN'LE BAŞLAMAYAN SÖZE YANARIM,

SEN'DEN MAHRUM OLAN ÖZE YANARIM,

AHMED'SİN MAHMUT'SUN MUHAMMED'SİN SEN

YANIK GÖNÜLLERE MUHABBETSİN SEN....

 

Merhamet,

Alem bu temel üzerinde…

Eger toprağa, tohuma hatta kire, lekeye merhamet olmasaydı su olur muydu?

Rengi merhamet, sesi merhamet, pırıltılı şırıltılı su.

 

Ne duruyorsunuz sökün sahte su borularını.

Ev ev merhamet şebekesi kurun.

 

Tepelerinizdeki çatıları da yıkın, göklerle temasa geçin.

 

O zaman göreceksiniz ki, acı su borularından kendi kendine tatlı su akacak ve

Başlar üstüne güneşe yol veren kubbeler yükselecek…

 

Necip Fazıl Kısakürek

 

 Allah (c.c) da Ahzab süresi 21. ayeti kerimesinde bizlere hitaben şöyle buyuruyor:

"Andolsun, Allah'ın resulüne sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır."

 

Rasülüllah Efendimiz bir bayram sabahı bir kenarda sırtını bir kütüğe dayamış eski elbiseli, bir çocuğun ağladığını görür,ilgilenir ve sorar:

’’Diğer çocuklar tertemiz giyinmiş,cıvıl cıvıl bayram ediyorlar, senin bu göz yaşların niye?diye sorunca çocuk:’’Babam Bedir de şehit oldu,

Annem başkasıyla evlendi,bir şeyimde yok, kimsemde yok nasıl sevineyim.Bayram benim neyime.Üvey babam öz babamdan miras kalan mallarımı yedikten

 sonra bu halimle beni bıraktı. Günlerdir aç ve susuzum. Kalacak yerim bile yok.’’diye içini döktü. Rasülüllah’ın yüreğini parçalıyordu. Çocuğu

şefkatle tuttu,okşadı ve :’Benim sana Baba,Ayşe’nin Anne,Hz.Ali’nin amca, Fatıma’nın abla Hasan  ve Hüseyin’in kardeşin olmasını ister misin ?

buyurdular..Çocuk:’’Nasıl istemem ey Allahın Rasülü…’’diye sevindi.Çocuk eve götürüldü,yıkandı,doyuruldu,giydirildi,kelebekler gibi bayram

sevincine katıldı.İşte bu hadise üzerine Rasülüllah Efendimiz bir Hadisi Şerif daha ferman buyurdular:

 

’’Yeryüzünde bir yetim ağladığı zaman bütün arş-ı ala titrer.

- Neyin var, hasta mısın, ey Sevbân?

Hiçbir şeyim yoktur

 

Hz. Sevbân derdini şöyle anlattı: - Ne hastalığım, ne de ağrım var. Hiçbir şeyim yoktur, yâ Resûlالله! Biz huzuruna gelip gittikçe cemâline bakıyor,

yannda oturuyor, sohbetinde bulunuyoruz. Ancak sizi görmediğim zamanlar muhabbetim artıyor, sana kavuşuncaya kadar kederden bunalıyorum. Sonra âhireti

 hatırlıyorum ve orada sizi görememekten korkuyorum. Çünkü siz Cennette diğer Peygamberlerle beraber yüksek makâmlarda bulunacaksınız. Ben ise Cennete

 girsem bile senin derecenden aşağı makâmlarda bulunacağımdan dolayı, sizi orada görememekten endişe ediyorum.

 Bunun üzerine Nisâ sûresinin 69-70. âyet-i kerîmeleri nâzil oldu. Bunlarda meâlen buyuruldu ki:

 (اللهü teâlâ ve Peygamberlere itâat edenler, işte bunlar, اللهü teâlânın kendilerine ni'met verdiği Peygamberlerle, sıddîklarla, şehîdlerle ve iyi kimselerle

 beraberdir. Bunlarsa ne güzel birer arkadaştır!

İşte itâatkârlara yapılan bu ihsân اللهü teâlâdandır. Her şeyi bilici olarak اللهü teâlâ kâfidir.)

Bu âyetleri duyan Hz. Sevbân sevincinden uçacak gibi oldu.

 

 

UHUD'DA SÜMEYRA OLMAK

"Uhud savaşında Rasûlullah'ın öldüğünü duyan Medi-ne'liler koşuşmaya başladılar.

Bu haber kısa zamanda Medine'nin her tarafına yayıl-dı. Kadınlar yüksek sesle ağlamaya başladılar. Ensar'dan bir kadın savaştan dönenleri karşılamaya

 çıkmıştı. Sümeyra Hatun savaş meydanına girince babasının, kocasının, kardeşinin ve oğlunun şehid olduğunu öğrendi. Hatta ok ve kılıç darbeleriyle param parça

olmuş cesetlerini gördü. Gördüğü her ölüye:

- 'Bu kimdir?' diye soruyordu.

- 'Babandır, kardeşindir' denildiği zaman,

- 'Rasûlullah nerede?' diye soruyordu. Nihayet Rasûlullah'ın önünden geçtiğini görünce elbisesinin ucun-dan tutarak:

- '“Anam - babam sana feda olsun Ya Rasûlallah! Sen sağ olduktan sonra her türlü musibet hiç gelir bana.” diyebilen bir iman eri!...

 

 

“Veladeti, veladetimizdir.” Deyip yeniden doğduğumuz zaman işte bizlerde kurtulduk. Hemde birilerini kurtulmasına vesile oluruz.

 

PEYGAMBERİMİZİ SEVMENİN ALAMETLERİ:
İbraz b. Sâriye:”Ben babam İbrahim’in duası, Meryem

oğlu İsa’nın da muştusuyum.”(Hakim)

    1-   Resulullah’ı herkese ve her şeye tercih etmek

2-   Resulullah’ı çok anmak

3-   On’a ulaşmayı, kavuşmayı çok arzulamak                                                 (Nasıl ki gün çıkınca bağrı yanar sahranı Benim de ruhumu yaktıkça
  yaktı hicranım)

4-   O’nu huşu-hudu içinde anmak

5-   Resulullah’ın dostlarını dost bellemek

6-   Sünnetini sevmek

7-   Kur’an’ı sevmek

8-   Ehl-i beyti sevmek

9-   Davasını benimsemek, omuzlamak

10- Her gün salâvat getirmek

Muhacir ama fatih, Mükedder ama mutlu, Soylu ama kutlu, Beşer ama seçkin, Mübelliğ ama yetkin, Muzaffer ama kuşkusuz, Hatalı ama kusursuz, Müstakim ama makbul, Peygamber ama kul...

40 yaşındasın

Rahmetini umarak

Günahkar bir dille;

Allah azze ve celle

Ya rasulallah,

Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,

Kalbimizden seyrediyoruz seni.

 

İşte

Bir yaşındasın,

Beni sa'd yurdundasın

Sana süt anne olmadı kadınlar

Bu yüzden dargın bulutlar

Bir damla yağmur indirmiyor

Kıtlık hüküm sürüyor beni sa'd yurdunda

Minicik bir bulut var gökyüzünde

Sana aşık...

Ayrılmıyor başucundan

Ve insanlar yağmur duasında...

Hz.halime kucağına alıyor seni

Yeryüzünde bir gölgelik...seni güneşten korumak için

Oysa minicik bulut gökyüzünde

Sana meftun, sana kilitli...

Ve dua eden rahibin kucağındasın

Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip

Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da

Ama sen unutmuyorsun

Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun

O minicik bulut ilişiyor bakışlarına

Büyüyor, büyüyor...

Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan

Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini

Çoğusu bilmiyor seni...

 

Altı yaşındasın

Medine-i münevvere yolundasın

Yanında aziz annen ve ümmü eymen

Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında

Sonra yolda, ebva'da öksüzlük karşılıyor seni

Mekke'ye annesiz giriyorsun

Abdulmuttalip bir başka seviyor seni

Ebu talip bir başka seviyor

 

Ya rasulallah

Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında

Onlar anne deyince sen yere mi bakardın

Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı ebva'ya

Kaç gece anne diye hıçkırdın

Efendim!

Senin yerine de anne dedik annemize

Senin yerine de baba dedik

 

Yirmi beş yaşındasın

Ve bambaşkasın

Kimse sana denk değil

Şefkat yayıyor kokun

Güven veriyor sesin

Sen muhammed-ül emin' sin

 

Otuz üç yaşındasın

Dalga dalga rahmet var

 

Otuz beş yaşındasın

Hadi gel bekletme yar

İniltiler çalıyor kapısını göklerin

Hadi gel bekletme yar

Sinesi çatlayacak rasul bekleyenlerin...

Hadi gel ey yâr!

Nurdağına davet var

 

İşte

Kırk yaşındasın

Hira nur dağındasın

Cibril iniyor göklerden

Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor

Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan " ah! " sın

Karanlık gecelerimize sabahsın

Sen nebiyullahsın

Sen habibullahsın

Sen rasulullahsın

 

Niye incittiler ki seni sultanım

Niye işkence yaptılar ki sana

Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar

Himayesiz kaldın diye mi?

Kâbe’deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne

" amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin " diyişin

Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza

Başına pislikler saçılıyor

Başlar feda o mübarek başına

Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar

Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru

Biri koşuyor ama sanki yere inmiş arş-ı Âla

" bu koşan kimdir " diye bir soru dolaşıyor boşlukta

 

Bu koşan kim?

Ve cevap veriyor biri:

Muhammed' in kızı fatımatüz-zehra

Velilerin anası...

Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın

Sana yeryüzünde en çok benzeyen

Gülmesi sen, ağlaması sen

" ağlama kızım " diyişin geliyor aklımıza

Niye çıkardılar ki yurdundan seni

Himayesiz kaldın diye mi?

Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni

Seni yetim bulup barındıranı

Seni âlemlere rahmet kılanı

Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun

Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun

"seni bizim elimizden kim kurtaracak" diyorlardı

 

Sen,

Sen " Allah! " diyordun

Allah azze ve celle

Semayı haşyet kaplıyordu

Sen " Allah! " diyordun

Arş-ı Âla titriyordu

Bedir' de " Allah! " diyordun

Üç bin melek iniyordu alaca atlarda

Yüz yirmi beş bin sahabi :

" anam babam sana feda olsun " diyordu

 

Ya rasulallah

Medine-i münevvere sokaklarında yürüyordun

Neccar oğulları'nın küçük kızları seni görünce

Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi

" beni seviyor musunuz " diye sormuştun onlara

" seni çok seviyoruz Ya Habiballah " demişlerdi

 

Sen de:

" Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum" demiştin

Bu gün yaşayan gençler var

Neccar oğulları'nın kızları diğil belki

Ama seni onlar da çok seviyor

Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar

Senden başka kimseleri yok

Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

 

Altmış üç yaşındasın

Refik-i Âla duasındasın

Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu

Kenarları beyazdı

Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın

Ve mübarek ellerini dizine vurarak:

" görüyor musunuz ne kadar güzel " demiştin

Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:

" anam babam sana feda olsun ya rasulallah, onu bana ver "

Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile

İstendiğinde katiyyen " hayır " demediğini bile bile

" peki " dedin o zata

 

Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin

Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı

Aynı cübbeden yine yine diktiler

Ama giyinmek nasip olmadı

Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle:

" benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler "

Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini

" beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim"

 

Sultanım!

Ey medine minberinde " ümmeti, ümmeti " diye hüznü giyen sevgili

Ey mekke mihrabında âlemler hesabına " Allah! " diyen sevgili

Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik

Rabbinden bize ne getirdi isen amenna

Duyduk, itaat ettik

 

Ya Rasulallah

Sen hâlâ kırk yaşındasın

Ve hâlâ ümmetinin başındasın...

MEDDAH:

 Faran Dağlarında Açan Sevgili

 

Selam sana nazlı nebi

Selam sana gözbebeği

Mevla'nın kudretiyle selam.

 

Selam sana nur-i dilara

Selam sana hakk habibi

Rahman'ın kudretiyle selam.

 

Selam sana andelib_i zişan

Selam sana muhammedi

Cebrail'in yüreğiyle selam

 

İbrahimce selam sana

Rahimce selam sana

Gafurca selam.

 

Selam sana ey yetimler padişahı

Selam sana ahmedi nefesli yar

Eyyupça selam sana

Selam sana ya habiballah

Selam sana ya nebiallah

Selam sana ya resulallah.

 

Ya resulallah

Sen, sevmek için istenen

Can, dudakta istenen

Sevda ikliminin en güzel mevsiminin

En güzel çiçeğisin.

 

Cemre gibi düştün kâinatın kışına

Bahar, senin elinde doğdu

Senin elinle indi toprağa

Öyle bir sevildin ki

Candan aziz bilerek

Uğruna can verildi

Ama bu, ölüm değildi

Adını bir kez anan

Bir kez gönülden anan

Rahmetin nur kaynağı gözlerinde dirildi

Şimdi biz de seni anıyoruz

Mevla'mızın yeminleriyle anıyoruz seni

Ey faran dağları'nda açan sevgili

 

Fecre

On geceye

Her şeyin çiftine ve tekine

Akşamın alacakaranlığına

Kararıp bürüdüğü zaman geceye

Açılıp aydınlattığı zaman

Gündüze and olsun ki

Sen olunca sitem yok

Serzeniş yok

Eyvah yok

Âlemlere ambersin

O'ndan başka ilah yok

Sen, en son peygambersin.

 

Beni ilk öksüz oluşun vurdu

Yetim kalışın yaraladı önce

Elden ele dolaşmıştın

Herkesin gözbebeğiydin

 

Ama mahzun

Ama kederli

Bir yanın arşa kadar azamet

Bir yanın ürkek

 

 

Mekke akşamları yanar

Verdiğin her nefeste

Ve gökten inen bir sesle

Allah korumasına alır.

 

Senin derdin Allah’tı

Hüznün kederin Allah

Senin dostun Allah’tı

Sana en yakın Allah.

 

Biz seni göremedik ya resulallah

Uhud dağı'nı seyrettik

Okçular tepesinden bir sabah

Bir medine sabahında

Uhud'u seyrettik

Seni göremedik

Ebu ubeyde bin cerrah sanki ordaydı

Sanki mübarek yüzüne batan miğfer halkalarını

Dişleriyle sökmek için nefes nefeseydi

Kalbi yerinden fırlayacakmış gibiydi

Seni öyle seviyordu ki

Tenine bir dikenin batması bile

O kalbi durdururdu.

 

Biz seni göremedik ya resulallah

Uhud'u gördük bir sabah

Malik bin sinan olamadık

Mübarek kanının, kanına karıştığı

Malik bin sinan sanki oradaydı

Ve inemedik okçular tepesinden

Sanki sen inin demeden inersek

Uhud tekrar cehenneme dönerdi.

 

Ey faran dağları'nda açan sevgili

Güneşe ve onun ışığına

Ardından gelmekte olan aya

Onu ortaya koyan gündüze

Onu bürüyen geceye

Göğe ve onu meydana koyana

Yere ve onu yayana and olsun ki

Sen olunca sitem yok

Serzeniş yok

Eyvah yok

Âlemlere ambersin

O'ndan başka ilah yok

 

Sen, en son peygambersin

Vazgeçtim seni hep ötelerde aramaktan

Seni yüzyıllar öncesine hapsetmekten vazgeçtim

Mesafelerden usandım ya resulallah

Sana sesleniyorum

 

Âlemlere rahmetsin

Seslenince yanımdasın

Buradasın

Günahkârım

 

Ama sen günahkârların umudusun

Temizle beni ya resulallah!

Temizle beni ya resulallah!

Temizle beni ya resulallah!

 

Mescid-i nebevi'de gördüm

Mübarek sözlerinden birini süsleyip duvara asmışlar:

"benim şefaatim, ümmetimden büyük günahları olanlar için."

Buyurmuşsun

İçimde her şey üşür

Rüzgâr üşür

Yağmur üşür

Dua üşür

Melekler üşür

Isıtırsan bir sen ısıtırsın

Medine'ye akan nur gibi ak kalbime

Ey ban u cihan

Yorgunum

Güçsüzüm

Çaresizim

Sen çaresizlerin yardımcısısın

 

Yüreğimi koşturdum

Sana doğru

Çatlarcasına koşturdum

Kimseye hakkım yok

Huzurunda sana ait varlıkları dava etmem

Ben bir davalıyım

Tükendim ya resulallah

Hicretimi kabul et ya resulallah!

Hicretimi kabul et ya resulallah!

Hicretimi kabul et...

MEDDAH:

Gelseydin

 

Sevgili!

Ümmü mektum gibi

Seni görmeden sana sesleniyoruz

Alıp verdiğin nefesi duyar gibi

Sanki açınca gözlerimizi

Seni görecekmişiz gibi

Sana sesleniyoruz.

 

Senin huzurunda ses yükselmez.

Edeple konuşulur; edeple susulur.

Hele biz ki bu kapının dilencileri,

El açıp beklemekten başka

Bize bir şey düşmezdi ama

Şu araya giren yıllar olmasa

Medine    ;ne uzak yollar olmasa

İsmin anılınca yürek yanmasa

Kapında beklemekten başka

Bize bir şey düşmezdi.

Bekliyoruz sultânım!

Rüyada olsa bile

Belki teşrif edersin diye

Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.

Seni bekliyoruz.

 

Gelseydin,

Bizim için cennet olurdu gelişin.

Gelseydin,

Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,

"kardeşlerim" deyişini

Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.

Gelseydin,

Dolaşsaydın sofralarımızı,

Bir tabak fazla görecektin,

Bir bardak, bir kaşık fazla...

Ve sofrada bir yer boş,

Baş köşe!..

Ola ki sen(a.s.m.) lutfeder gelirsin diye.

 

Gelseydin,

Dolaşsaydın gecelerimizi,

O "kutlu doğum" gecelerini,

Anneler görecektin.

Yeni doğmuşsun gibi,

Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,

Mışıl mışıl uyuyasın diye

Seni sabahlara kadar

Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.

Sevgili!

 

Gelseydin,

Medine-i münevvere'den dünyaya yayılan ashabın gibi,

Eyyüb sultan gibi,

Kab bin malik gibi,

Bir fecir vaktinde,

Henüz yirmisinde yirmi beşinde,

Bırakarak yurtlarını ocaklarını,

Hedeflerine ilahi rızayı koyan,

Arkalarına bakmayı ar sayan,

Yiğitler görecektin.

Onlar senin yiğidin, Elleri, o öpülesi elleri,

Kim bilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,

Senin köyünün hayaliyle ısındılar.

 

Gelseydin,

Gecenin zifiri karanlığında,

Uykunun en tatlı aralığında,

Rabiatül adeviyye gibi rabbiyle başbaşa

Gençler görecektin.

Gözyaşı dökerken günahlarına,

Veysel karani'den istediğin gibi,

İnsanlığa dua eden gençler görecektin.

 

Gelseydin,

Asr-ı saadet gibi olmasa da,

Koklanmaya değer güllerimiz vardı.

Yine senin ikliminde yetişen.

Ama sen gelseydin,

Dikenler bile gül kokardı efendim(a.s.m.)!!!

Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...

Hz.Vahşi gibi...

Hani sen hane-i saadet'ten mescid-i nebevi'ye giderken

Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.

Seni mescidin önünde bekleyen ashabı'nınsa

Bakışları yerdeydi.

Edepten göz göze gelmezlerdi.

Sende(a.s.m.) tebessüle nazar ederdin.

Mütebessim çehreni bir ebu bekir(r.a.) görürdü,

Bir de ömer(r.a.)...

Şimdi okununca ezan-ı muhammedi

Pencerelerde, kapı önlerinde,

Seni(a.s.m.) bekleyen nemli gözler var.

 

Gelseydin,

Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,

Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.

Sevgili!

Hakiki âşıkların sana doğru uçarken

Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.

Dünya güzelliğiyle kollarını açarken

Bize düşen el açıp kapında beklemekti.

Sevgili!

 Bekliyoruz!...

MEDDAH:

                                                                                                  Seni seven, Senin gibi olmalı.

Ve senin gibi sultânım, ALLAH’a kul olmalı.

Namaz, gözünün nuru...

Sen namaz için mihrâba yaklaşınca,

Yüz yirmi dört bin peygamber geçer sağına,

Solunda Ashâb-ı güzîn

Ve saf saf melekler...

Sonra milyonlarca veli

Edeple ardına geçer.

Müminler sıra sıra...

Canlı cansız tüm varlık...

Sen namazdasın

Ve kainat ardında...

Uzanır öpülesi ellerin.

O nurlu ellerin

Rahmân’ın dergâhına uzanır.

İsteyen sensin; veren ALLAH!

İste sen,

“Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.”

Sen iste ki

ALLAH’a yakarışın yüreklerimizi yaksın

Sen iste ki,

Âlemler sesini sesine katsın;

“Ver, ne olur ALLAH’ım!

Habib’in ne istiyorsa bize de ver ALLAH’ım!”

                                                        SENARYOLARIM için Tıklayınız..

 

 

Yaşar Hoca
 
-------------------------------

  

NAMAZMATİK

VEFAAT EDENLER
 

ESMAÜL HÜSNA

Bugün Ayın görünümü

ANKET
Cemaat taassubunun sebebi nedir?
72
2
21
18
34